info@balev.org.tr 0 232 374 21 21
Geniş Bir Aileyiz
Balev | Bornova Anadolu Lisesi

Geniş Bir Aileyiz

İZMİR Koleji’yle 1962’de tanıştım. Kütahya Gazi İlkokulu’ndan mezun olmuştum, 11 yaşındaydım. Ve yatılı okuyacaktım. Bunun anlamı, o dönemler Kütahya’da olan rahmetli babam Ali Galip Bubik, annem Hasibe Bubik’i, ablalarımı tatilden tatile görebilmekti. İlk gün yatağımı, eşyalarımı yerleştirirken, buruktum, şaşkındım. Evden ilk kez ayrılıyordum. Çoğu arkadaşım, özellikle İzmir dışından gelenler, benim gibiydi. Burasının bizi kısa sürede saracağını, yedi yıllık yuvamız olacağını, şimdi de süren dostluklar kuracağımızı, arkadaşlığın ne olduğunu ve paylaşmayı öğreneceğimizi bilemiyorduk o gün.

Ve o yedi yıl nasıl geçti bilemedim sonradan. O dönemin İzmir Koleji, şimdinin Bornova Anadolu Lisesi’nde geçen günler unutulmaz. Bizim dönem biraz daha farklıydı. Arkadaşlarla aynı masada yemek yer, aynı yatakhanede yatar, daha çok ve özel şeyler paylaşırdık. Ve şimdi bile, buluştuğumuzda, keyifle, bazen gözler dolarak, bazen kahkahalarla canlanan anılar edindik.

Öncelikle yöneticilerimizi, öğretmenlerimizi anmak isterim. Bana göre, şimdi sıkça yinelenen, “BAL’lı olma ayrıcalığı, BAL ruhu” gibi söylemlerde payları büyüktür. Bu duyguların, kenetlenmenin ve ayrıcalığın temelleri onların döneminde atılmıştır. Efsanedir onlar …

Muammer Ok, Necdet Caner, Perihan Caner, Naci Önöz, Mustafa Şölen, Reşat Eroğlu, Nuran Kayacan, Ahmet Dökmeoğlu, Hulusi Ünlüönen, İhsan Uhri… İlk anda sayabildiklerim. Tabii ki bu liste uzar gider.

Biz girdiğimizde erkek okuluydu İK. Kızlarla tanışmamız daha sonradır. Önce nakille gelen, sonra da hazırlıktan başlayan kızlar, kendimize çeki düzen vermemizi de sağlamıştır sanki.

Bizim dönemimizde okul daha farklıydı. Şimdinin otoparkı futbol sahasıydı. Bize yemekhane, yatakhane, tiyatro salonu olarak hizmet veren bina şimdi yok. Tabii yüzme havuzuyla, geçmişte tenis çalışması için yaptırılan yüksek duvarlı kortu unutmamak gerek. Çünkü havuzla kort çekişmeli minyatür kale futbol maçlarına sahne olurdu. Tarım derslerinde okulun bağında filiz kırdığımızı, inekleri ve yedinci dersten sonra yemekhanede verilen yağlı ekmekleri anımsıyorum.

Sınıfça oynadığımız Kibarlık Budalası oyununu unutamıyorum. Musluk keteninden yaptığımız perukları, diktirdiğimiz o dönemin Fransız giysilerini, usta oyuncular Servet Başak, Salim Dikman, Cihat Balaban, İnci Haznedaroğlu ve tabii ki ben, nasıl unutulur? Alınan övgüler, alkışlar ve etkinliğin mimarı Perihan Caner bellekten silinebilir mi? Ya, 1 Nisan’da müdür ve coğrafya öğretmeni Süleyman Özyiğit’i bu giysilerle karşılamamız, onun da sınıfa pencereden girmesi, sonradan çektirilen anı fotoğrafı.

Şimdiki mesleğime ilk adımı da okul döneminde attım. Bir dönem okul gazetesini çıkardık, yazılar yazdık, matbaada basılmasına kadar emek verdim. Yaşamımın ilk röportajını dönemin İzmir Valisi Namı Kemal Şentürk’le yaptığımı dün gibi anımsarım.

Futbol sahasındaki eşli, kalaslı 19 Mayıs provaları, ayran günleri, birbirinden yetenekli.

müzik gruplarımız, Bornova’da bayramlara katılımlar, geziler, belleklerde yerlerini korur. ABD Başkanı Kennedy’nin öldürülmesi, yaşamı, ünlü Berlin konuşması ve suikast görüntülerinin yer aldığı filmlerin gösterilmesi. ..

Dönemin Ekspres Gazetesi’nin düzenlediği, halk ve seyirci oylamalı folklor yarışmasına katılmamız, röportajlar vermemiz, mevcudumuz az olmasına karşın Atatürk Spor Salonu’nda ikinci olmamız, o sevinç …

Servet ve Salim’le, enstrümanların süpürge ve beyzbol sopasından oluştuğu, soyadlarımızdan esinlendiğimiz Bu-Ba-Dik Set Üç gurubunu oluşturmamız (Bubik, Başak, Dikman) unutulur mu?

Yatakhanedeki, sınıflardaki konserler. Yanık sesli gazeller. O dönemin deyimiyle  “Mütalaa ağabeyleri”, sonradan ağabeyleri olduğumuz sınıflar, okulumuza özgü “Mavra” adı verilen gırgırlar, anılar, anılar …

Düşündükçe anılar uzar gider… Başta da değindim. O okulda genelde çok keyifli, bazen de hüzünlü, hatta acılı anılar edindik. Ama bir ruh kazandık, sağlam dostluklar edindik, birbirimize bağlandık, belki de sevdalandık. Sonuçta, “BAL’lı olmaktan” onur duyar olduk. Ben 42 yıllık arkadaşlar edindim. Yeni mezunlar da arkadaşım. Hatta yeni başlayanlar. Çünkü biz geniş bir aileyiz..